Dini Soru / Sorular / Kuranda adı geçen peygamberlerle ilgili kıssalar

Kuranda adı geçen peygamberlerle ilgili kıssalar

Sponsorlu Bağlantılar

Kuranda adı geçen peygamberlerle ilgili kıssalar

Soru

Hocam kolay gelsin. Kuranda adı geçen bazı peygamberlerle ilgili kıssalar yazar mısınız. Lütfen hemen yardımcı olur musunuz bekliyorum.

Cevap

Kuranı kerimde geçen yaşanmış olan hayat ve bazı olayların anlatılmasına kıssa denir. Bu hadiselerde müslümanlar için mutlaka alacakları ders ve ibretler vardır. Kuranı kerimde toplam 25 peygamberden bahsedilmiş ama hepsinin kıssaları anlatılmamıştır. Toplamda ise 124 000 peygamberin gönderildiği rivayetlerde bulunmaktadır. Bütün kıssaları buraya alacak olursak çok uzun bir konu olacağından dolayı yalnızca bir kaç peygamberin kıssası ile yetinelim.

Kuranda geçen peygamber kıssaları:

Hz. Nuh (A.S.)

Hz. Nuh, Idris aleyhisselamin göge cikarildiktan sonra azan insanlara peygamber olarak gönderildi. Insanlar putlara tapmaya basladi. Cenab-i Hak bunun icin Nuh aleyhisselami peygamber olarak gönderdi. O zaman 50 yasinda idi. Yillarca insanlari dine davet etti, putlara tapinmaktan sakindirdi ve Allahü Tealaya ibadet etmelerini söyledi. Ama Nuh aleyhisselama kendi oglu Yam yani Ken’an bile iman etmedi, hatta alaya alip iskence ettiler: Allahü Teala da bundan sonra Nuh aleyhisselam gemi yapmasini emretti: Gemi bitince tufan oldu (denizler tasti ve her taraf su oldu). Nuh aleyhisselam sayisi 80 kisi kadar olan mü’minler ile 3 katli olan gemiye bindi. Nuh aleyhisselam gemiye her hayvandan birer cift aldi. Sular daglari asti, insanlar ve hayvanlar telef oldu. 150 gün gectikten sonra Allahü Teala: « Yere suyunu cek; göge: ey gök sen de yagmurunu tut » buyurdu ve bunun üzerine yagmur durdu, sular cekildi. Gemi Irak’taki Cudi dagina oturdu. Hz. Nuh’a inanip kurtulan insanlar ac olduklari ve dagda yiyecek olmadigi icin Nuh aleyhisselamin emri üzerine ellerinde olan bütün yiyecekleri birlestirdiler ve böylece ilk defa Asure yemegini yaptilar. Insanlar Nuh aleyhisselamin 3 oglu Sam, Ham ve Yafes’ten türedigi icin Hz. Nuh’a ikinci Adem de denir. Nuh aleyhisselamin 1000 yasinda vefat ettigi söylenmektedir.

Hz. İbrahim (as):

Kur’an’da adı 69 defa geçmektedir Kur’an’ın 14 sure onun adını taşımaktadır
Oğlu Hz İsmail (as) ile birlikte Kâbe’yi inşa etmiştir Çok misafirperver biriydi
Kurban kesmeyi bize o öğretmiştir Kendisine 10 sayfalık kitap verilmiştir
Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş kendisini yakmamıştır
Allah’ın dostu olarak anılır

Hz. Yusuf (as):

Kur’an’da adı 27 defa geçmektedir Kur’an’ın 12 suresi onun adını taşımaktadır
Yakub’un 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur Kardeşleri kendisini kıskanmışlar,
kuyuya atmışlardır Kendisine rüyaları yorumlama yeteneği verilmiştir
Bu bilgi ve yeteneği sayesinde Mısır’a yönetici olmuştur Kur’an’da
toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir
Bu kıssa Kur’an’da “kıssaların güzeli” olarak nitelenmiştir.

Hz. Süleyman ve baykuşun kıssası

Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki:
Süleyman aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu Bu onun mucizelerinden biriydi
Gökte tahtı ile gezerdi Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama selam verdi
Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki:

– Niçin buğday yemezsin?
– Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için

– Niçin su içmezsin?
– Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için

– Niçin hep harabelerde bulunursun?
– Harabeler Allahü teâlânın mirasıdır.

– Niçin evlerde ötersin?
– İnsanları ikaz için Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle uyurlar
Böylesine yazıklar olsun!

– Gündüzleri niçin çıkmazsın?
– İnsanlar bana zarar verebilirler

– Öterken ne dersin?
– Tesbih okur bir de “Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık hazırlayın!” derim.

Süleyman aleyhisselam baykuştan daha nasihatçı kuş olmadığını söyledi (Berika)

Hz Süleyman ve Karıncanın kıssası:

HzSüleyman bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar Karınca da, bir buğday tanesi yerim diye cevap verir Cevabın doğruluğunu kontrol etmek isteyen Hz Süleyman (as) karıncayı bir şişeye koyar Yanına da bir buğday tanesi koyar ve hava alacak şekilde şişeyi kapatır.

Sonra da bir yıl bekler Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır HzSüleyman (as) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar Karınca da, “Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (cc) verirdi Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini yerdim Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi.

Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin O yüzden yarısını bıraktım der” paylaşmak istedim.

Rızkı veren Allah’tır ve dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamıştır.

Sponsorlu Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Alevi ve sünni evliligi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Etiket: peygamberlerle ilgili kissalar, kuranda geçen peygAmber kissalari, kuranda geçen peygamber kıssaları kısaca, peygamber kıssaları kısa, kuranda adi gecen peygamber kissalari, Kuranda geçen kissalar, herhangi bir peygamberin kıssası

İlgini Çekebilir

Alevi ve sünni evliligi

Sponsorlu Bağlantılar Alevi ve sünni evliligi Soru Merhaba hocam Alevi bir erkekle sünni bir kadın …

Şeytan insanlara nasıl vesvese verir

Sponsorlu Bağlantılar Şeytan insanlara nasıl vesvese verir Soru Hocam şeytan insanı sadece vesvese vererek kandırabilir …

3 Yorumlar

  1. hocam ne olur HZ harunun kıssaı ne olur

  2. Harun Aleyhisselamın Kıssası 1

    Harun Peygamber, Hz Musa’nin büyügüdür israilogullarinin erkek çocuklarinin öldürülmeye baslanildigi dönemden önce dünyaya gelmistir.Hz Hârun (as); Musa (as)’dan daha uzun boylu, daha etli, daha beyaz tenli, daha genis sirtli olup açik ve düzgün dilli, yumusak huylu idi Alninda da bir ben vardi Medyen’den dönerken Hz Musa’ya Peygamberlik verildi Peygamberlikle sereflendi.

    Yüce Allah Hz Musa’ya emretti: “Firavun’a git, çünkü o azdi” (Tâhâ, 20/24) Musa Peygamber “Rabbim, beni yalanlamalarindan korkuyorum” (es-suarâ, 26/ 12), “Kalbim sıkılır, dilim açilmaz olur Onun için Harun’a da Peygamberlik ver” (es-suarâ, 26/l3), Lallah’u Teala Musa(as)nin duasını kabul ederek Haruna peygamberlik verdi Ömürlerinin büyük bölümünü birlikte geçirdiler.

    Hârun Peygamber uzun müddet yasadi Musa Peygamberle birlikte kavmine ögütlerde bulundu, kavminin nankörlüklerine gögüs gerdi.Zaman geldi; Rabbine kavustu, o da ölümü tatti.

    Harun Aleyhisselamın Kıssası 2

    Hz. Harun israiloğlu peygamberlerindendir.Hz. Musa’nın kardeşidir.Mısırda yaşamıştır ve israiloğulları ve diğer insanlarda Hz Harunun yolunda yürüdüler.Hz Harun , Hz musanın büyüğüdür.İsrail oğlu Hz. Harundan önce erkek çocukları öldürülürmüş . Ve Hz. Musa bu dönemde doğmuştur.
    Bir gün Hz. Musa şöyle bir dua etmiştir :
    “Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum, kalbim sıkılır, dilim açılmaz olur. Onun için Harun’a da Peygamberlik ver, Bir de onların aleyhimde de bir kısas davaları var, bu sebeple beni öldürmelerinden korkarım. Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun’u. Onunla arkamı kuvvellendir. Onu içimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok tesbih edelim ve seni çok çok zikredelim. Şüphesiz sen bizi hakkıyla görensin”
    ve Allah (c.c) bu duayı kabul etmiştir.ve Hz. Musaya şöyle söylenildi.
    “Gidin ve Firavuna peygamber olduğunuzu söyleyin”buyrulmuşur.
    Birgün Hz. Musa ile Hz.Harun bir dağa gittiler bir agacın üzerinde yatak varmış . Uzanmışlar oracıkta Allah Hz. Harunun ruhunu almış . Hz Musa ise cenaze namazını kılmış ve o dağa gömmüştür. Ve o dağa Harun adı verilmiştir.Hz Harun tih çölünde vefat ettiği zaman 117 yaşında olduğu bilinir .

  3. Harun Aleyhisselamın kıssası uzun:

    Hz. Harûn (a.s), İsrailoğulları peygamber-lerinden, Hz. Musa (a.s)’ın kardeşi. Hz. Yusuf’un vefatından sonra Mısır’da yaşayan İsrailoğulları ve diğer insanlar, bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikatı unuttular. Bu arada Mısır’ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.

    Kıbtîler, İsrailoğullarını hor görmeye başladılar. Onları ağır, zor işlerde kullandılar.

    İsrailoğulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz. Yakub’un oğullarına nisbetle on iki kola ayrılıyordu. Onlar Kıbtîlerin zulmünden kurtulmak istiyorlardı. Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerine rağmen onlara izin verilmemekteydi.

    Her dönemde olduğu gibi, o dönemin Firavun’u da zulmü temsil ediyor ve insanları eziyet altında inletiyordu.

    İsrailoğullarının çoğalması Kıbtîleri ve onların hükümdarı Firavun’u endişelendiriyordu. Onlar, İsrailoğullarının isyan ederek kendilerine zarar vermesinden korkuyorlardı.

    Firavun, bir gün kâhinlerini yanına topladı. Gelecekle ilgili onlardan bilgi istedi. Kâhinlerden birisi Firavun’a İsrailoğullarından bir çocuğun doğacağını ve saltanatına zarar vereceğini bildirdi. Firavun, bunu duyar duymaz korktu ve tedbirler almaya başladı. Bunun için de İsrailoğullarının doğacak erkek çocuklarının tamamının öldürülmesini emretti.

    Hz. Musa, bu dönemde doğdu ve öldürülmesin diye bir sandığın içine bırakılarak nehre atıldı. Firavun’un sarayında büyüdü. Allah diledi ve Musa’yı Firavun’un kucağında büyüttü.

    Harun Peygamber, Hz. Musa’nın büyüğüdür. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmeye başlanıldığı dönemden önce dünyaya gelmiştir.

    Hz. Hârun (a.s.); Musa (a.s.)’dan daha uzun boylu, daha etli, daha beyaz tenli, daha geniş sırtlı olup açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi. Alnında da bir ben vardı (Hâkim, el-Müstedrek, II, 577).

    Harun peygamberle ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de pek fazla bilgi yoktur. Bir âyette Hz. Musa ile birlikte zikredilmektedir.

    Medyen’den dönerken Hz. Musa’ya Peygamberlik verildi. Peygamberlikle şereflendi.

    Yüce Allah Hz. Musa’ya emretti: “Firavun’a git, çünkü o azdı” (Tâhâ, 20/24).

    Musa Peygamber “Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorunı” (eş-Şuarâ, 26/ 12), “Kalbim sıkılır, dilim açılmaz olur. Onun için Harun’a da Peygamberlik ver” (eş-Şuarâ, 26/l3),

    “Bir de onların aleyhimde de bir kısas davaları var, bu sebeple beni öldürmelerinden korkarım” (eş-Şuarâ, 26/14), “Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun’u. Onunla arkamı kuvvellendir. Onu içimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok tesbih edelim ve seni çok çok zikredelim. Şüphesiz sen bizi hakkıyla görensin” (Tâhâ, 20/29-35) dedi.

    Cenâb-ı Allah, Musa’nın bu duasını kabul etti. “Ey Musa! İstediğin sana verildi” (Tâhâ, 20/36) buyuruldu. Böylece Harun’a da peygamberlik verildi. “Firavun’a gidin, biz âlemlerin Rabbinin Peygamberleriyiz, bizimle beraber İsrailoğullarını gönder” deyin ” (eş-Şuarâ, 26/16-17) buyuruldu.

    Hz. Mûsa ve Hârun (a.s.) “Ey Rabbim! Doğrusu biz Firavun’un, bize karşı aşırı gitmesinden, yahud taşkınlığını artırmasından endişe ediyoruz” diye Allahu Teâla’ya dua ettiler. Yüce Allah: “Korkmayınız! Çünkü ben sizinle beraberim. Ben (her şeyi) işitirim, görürüm! Hemen gidiniz ve ona şöyle deyiniz. “Biz Rabbinin iki elçisiyiz, artık İsrailoğullarını bizimle gönder. Onlara işkence etme! Biz sana Rabbinden, hakiki bir âyet getirdik selam (ve selamet) doğruya tâbi olanlaradır. Bize, şu hakikat vahy olundu ki: hiç şüphesiz azab yalanlayanların ve yüz çevirenlerin üzerinedir” (Tâhâ, 20/45, 48) buyurdu.

    Bunun üzerine, Hz. Musa ve Hârun geceleyin Firavun’un yanına gittiler. Kapıyı çaldılar. Firavun kapının açılmasından dehşete düştü. Hz. Musa ve Hârun, Firavun’a kendilerinin Rabbûlâlemin olan Allah’ın elçileri olduklarını, kendisini dine davet etmek için geldiklerini söylediler. Firavun “Ben sizin en yüce Rabbinizim ” (en-Nâziât, 79/24) diyerek onları reddetti.

    Hz. Musa’ya vahyedildi. “Kullarımla geceleyin yola çık. Onlara denizde kuru bir yol aç. Size yetişmelerinden korkma” (Tâhâ, 20/77) buyuruldu.

    Bu iki peygamber İsrailoğullarını geceleyin yola çıkardılar. Bu durumdan haberdar olan Firavun ve askerleri onları izledi. Hz. Musa, Hârun ve İsrailoğulları, denizi geçerek kurtuldular. Firavun ve askerleri de denizde boğuldular.

    İsrailoğulları Tih sahrasına geldiler. Rızık olarak kendilerine kudret helvası, bıldırcın kuşu verildi (el-Bakara, 2/57); onlar itirazlarını sürdürdüler.

    “Biz bir çeşit yemeğe dayanamayız. Bizim için Rabbına dua et de bize toprağın bitirdiği sebzeden, acurdan, sarımsaktan, mercimekten ve soğandan çıkarsın” (el-Bakara 2/61) dediler.

    Musa peygamber, onlara öğütler de bulundu. Tûr dağına çağırıldığında ağabeyi Harun’u kendi yerine vekil bıraktı.

    İsrailoğulları Mısır’dan çıkarken altınlarını, gümüşlerini de yanlarına almışlardı. Hz. Musa (a.s)’ın Tur’a gitmesiyle İsrailoğullarının münafıklarından Sâmiri bu altınları topladı ve bir kapta eriterek bir buzağı yaptı. Gönüllerinde yatan putçuluğu bir türlü tepeleyemeyen bu kavim buzağıya tapmaya başladı.

    Hz. Hârun, onlara öğütlerde bulundu. “Ey kavmim! Bununla imtihan edildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman olan Allah’tır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin” (Tâhâ, 20/90) buyurdu. İsrailoğulları, Hz. Hârun’u dinlemediler. “Musa, bize dönüp gelinceye kadar, biz o buzağıya tapmaya devam edeceğiz” (Tâhâ, 20/91) dediler.

    Hz. Musa (a.s), Tûr Dağı’ndan döndüğünde kavminin buzağıya tapmakta olduğunu gördü. Buna çok üzüldü. Ağabeyine kızdı. “Ey Hârun! Onların saptıklarını gördüğün zaman hana uymaktan seni alıkoyan nedir? Emrime isyan mı ettin?” (Tâhâ, 20/92-93) dedi. Hârun Peygamberin yakasına yapıştı.

    Hârun Peygamber; Hz. Musa’ya İsrailoğullarının kendisini dinlemediğini anlattı. Musa peygamber öfkelendi ve Samiri’yi kovdu.

    Allahu Teâla, Musa (a.s)’ya Hârun (a.s)’u vefat ettireceğini, onu dağa getirmesini bildirdi.

    Musa (a.s), Hârun (a.s)’un elinden tutarak dağa çıktılar. Hârun (a.s)’un Şibr ve Şibbîr adındaki oğulları da yanlarındaydılar. Dağın üzerinde görülmemi:ş güzellikte bir ağaç, yapılmış bir ev, evin içinde bir sedir, ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu. Hz. Musa ile birlikte Hârun yatağın üstüne yattılar. Allahu Teâla Hârun (a.s)’un ruhunu bu halde iken aldı, sonra ağaç kayboldu, ev ve sedir semâya yükseldi. Hz. Musa, Hârun (a.s)’un cenaze namazını orada kılarak onu dağa defnetti. Yahudiler bu dağa Tûr-u Hârun adını vermişlerdir (Taberî, Tarih, I, 223).

    Hârun (a.s)’un Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yüz on yedi, yüzyirmi veya yediyüzyirmiüç yaşında olduğu söylenir (Yâkubî, Tarih, I, 41).

    Hârun Peygamber uzun müddet yaşadı. Musa Peygamberle birlikte kavmine öğütlerde bulundu, kavminin nankörlüklerine göğüs gerdi.

    Zaman geldi; Rabbine kavuştu, o da ölümü tattı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.